İlk yarıda 45,8 milyar cari açık verdik
Bilgisayar oyunları sağlığı tehdit ediyor!
Email: Tamam, anladık Ermenistan Ağrı’yı istiyor. Asıl benim merak ettiğim biz Türkiye Cumhuriyeti olarak Ağrı’yı istiyor muyuz?
Belki birçoğunuza bu soru garip, yersiz ve saçma gelebilir.Gerekçelerinizde hazırdır eminim. Ağrı 81 ilimizden biridir. Ülkenin bölünmez bütünlüğü, bir karış toprağımızı kimseye vermeyiz gibi cümlelerle bana itiraz edeceğinizide biliyorum.Bu itirazlar aklıma Atalarımızın çok güzel bir sözünü hatırlattı “lafla peynir gemisi yürümez” Evet gerçekten lafta çok sevdiğimiz, gerekirse canımızı vereceğimiz Ağrı’ya şöyle bir göz atalım.
Öğretmen öğrenciyi tahtaya kaldırır... Ege Bölgesi`nin coğrafi yapısından, ürünlerinden söz etmesini ister. Öğrenci, ‘‘Eeee hocam üzüm, incir’’ der. Öğretmen, ‘‘Akdeniz Bölgesi`ni anlat’’ diye ikinci soruyu sorar. Öğrenci, ‘‘Bitki örtüsü makidir. Narenciye, muz yetiştirilir’’ diye cevap verir. Öğretmen, ‘‘Peki Doğu Anadolu`yu anlat bakalım’’ dediğinde Doğulu öğrenci hiç duraksamadan şu karşılığı verir:
‘‘Doğu`nun anası ölsün! Neyi var ki neyi anlatayım hocam!’
Şimdi bende “Ağrı’nın anası ölsün! neyi varki anlatayım” demeyeceğim, anasının niye ölüm döşeğinde olduğunu anlatacağım
542 bin nüfusu ile koca bir köy,
Her yıl 20 binin üzerinde Ağrı’lı batıya göç ediyor,
Ağrı hala kamu personeli için ya sürgün yada staj yeri,
2011 yılında hala Ağrı’lılar hastalarını Erzurum’a götürmek zorunda kalıyor. Çünkü yarım milyonu geçen nüfusuna rağmen bir araştırma hastanesi bile çok görülüyor. Diğer yandan Türkiye ortalaması on bin kişiye 8 uzman doktor iken bu sayı Ağrı’da 3 bile değil (2,3),
Nüfusun yüzde 25’i okuma yazma bilmiyor. Yüzde 22’si okuma yazma biliyor ama herhangi bir okul bitirmemiş. Yüksekokul mezunu ise yüzde 3,
2007 yılında kurulan İbrahim Çeçen Üniversitesinde 5 fakülte kurulmuş ve sadece 2 tanesi aktif. Üniversitede sadece 5 profesör var.
Plansız kentleşme ve altyapı sorunları zaten saymakla bitecek gibi değil. Eskişehir porsuk çayı örneği varken, şehrin içinden geçen murat nehri hala çöp ve kanalizasyon atıklarının tek durağı.
Türkiye’nin en işlek sınır kapılarından birine (Gürbulak) sahip iken hala yolları mıcır üzeri ziftten ibaret (edindiğim bilgiye göre karayolları bu yıl Erzurum Gürbulak arasını uzun ömürlü beton asfalt (BSK) için ihale etmiş).
Sadece İstanbul ve Ankara’ya sefer düzenlenen Ağrı havaalanının pisti geçen yıl uzatıldı ve üst yapısı hala devam ediyor,
Horasan-Ağrı-Doğubeyazıt-Gürbulak Demiryolunu zaten gündeme getirmekten bile korkar oldu Ağrı’lılar.
93 harbinde Ahmet muhtar paşanın katibi olan Mehmet Arif Bey, hatıralarını yazarken Kars, Ardahan ve Bayezid’in (Doğubayazıt) Ruslar tarafından ele geçirilmesini Rusların lojistiklerini şimendifer (tren) ile sağlarken Osmanlı ordusunun ise ihtiyacını hayvanlarla Erzurum, Trabzon ve Dersaadetten (İstanbul) aylar sonra ancak alabilmesine bağlar ve sonraki nesillere (bizlere) ibret olsunda acilen demiryolları yapımına başlasınlar diye tavsiyede bulunuyorken, 2011 yılında yetkililerimiz hala önceliğimiz değil diyebiliyorlar (Ruslar bu bölgelerimizi işgal ettikten sonra yarın elimizden tekrar çıkar demeden demiryollarını tamamlıyorlar. Bugün kullanımda olan Kars demiryolu ve rayları sökülmüş Horasan-Ağrı-Doğubeyazıt-Gürbulak demiryolu o dönemde yapılıyor).
Ciddi bir enerji ve turizm potansiyeli taşıyan Diyadin’deki jeotermal kaynaklar Lütfi Yiğenoğlu’ndan sonra unutulmuştur. 1990’lı yıllarda Ağrı valiliği yapan Lütfi Yiğenoğlu’nun Diyadin’de kurduğu “sıvılaştırılmış karbondioksit ve kuru buz fabrikası” ne yazık ki önce özelleştirilmiş ardından duvarları ile beraber sökülüp götürülmüştür. Atıl durumda bırakılan Diyadin termal otel ve Eleşkirt’teki kayak merkezi ise işin cabası.
2000 yılından beri dünya miras listesinde aday olarak bekleyen, dünyanın ilk merkezi ısıtma sistemine sahip ve Topkapı sarayından sonraki en büyük saray olan İshakpaşa sarayı son yıllardaki restorasyon çalışmalarına rağmen gereken ilgiyi görememiştir.
Anadolu yarımadası ve Avrupa kıtasının en yüksek dağı olan Ağrı Dağı hala birinci derece güvenlik bölgesi olduğundan turizm açısından yeterince değerlendirilememektedir.
Dünyanın en büyük ikinci meteor çukuru, Nuh’un gemisinin izi ve daha bir çok tarihi kültürel değerimiz ya bilinmemekte ya da yeterince sahiplenilmemektedir.
İşte bu yüzden Ağrı’nın anası ölmeden gelin hep beraber sahiplenelim.
Yukarıda Ağrı’nın 80 yıllıkhikayesinin özetine baktığımda; Eğitim, Sağlık, Ulaşım, Turizm ve Kentleşme alanlarının tümünde sıkıntı yaşamakta ekonomisini olan Ağrı’yı çokta istediğimiz anlaşılmıyor.
Ulaşamadığın/gidemediğin yer senin değildir. Bir yerin sahibi yoksa yada sahipleri konumunda olanlar o yeri sahiplenmiyorsa, elbette başkası sahiplenir. Ecdadımız İshakpaşa sarayı ile nişanesini koymuş ey ağrılılar, yöneticiler ve hükümet sizlerde sadece Ermenistan’ı kınamakla yetinmeyin madem Ağrı sizindir o halde gelin nişaneleriniz olacak yatırımlarınızı sanat eserlerinizi yapında elalem sahipsiz sanmasın.
Bende bir ağrılı olarak Ermenistan’ı kınıyorum, ama onlardan da çok bu ilimizi sahipsiz bırakanları kınıyorum.
12.08.2011
Bu Yazı 863 Kez Okunmuş