İlk yarıda 45,8 milyar cari açık verdik
Bilgisayar oyunları sağlığı tehdit ediyor!
Email: karadaga@gmail.comKöprülerin girişlerinde yer alan “Köprüden önce son çıkış” tabelasına hepimiz aşinayızdır. Dalgın bir anınızda böyle bir tabelayı kaçırdığınızda bir anda kendinizi köprünün karşı tarafında buluyorsunuz ve dalgınlığınız size kilometrelerce yola bazen de dakikalarca fazladan beklemelere yol açabiliyor. Köprüyü gördüğünüz anda yaşadığınız o geç kalınmışlık hissini bir düşünün. İşte böyle bir geç kalınmışlık ve çaresizliği hissettiren bir cinayet yaşandı Ankara çevre yolunda(*). Emniyet şeridinde arızalı araçlarının tamiriyle meşgul olan iki vatandaşımız göz göre göre katledildi. Daha geçen Cuma günü bu tür trafik hadiselerine değinmiştik “Trafik Kültürümüz”(**) panelinde. Panelin yöneticiliğini yapan Murat Kazanasmaz böylesi hadiselere kaza değil cinayet denmesi hususunda bizi uyarmıştı. İşte Kazanasmaz’ı doğrular nitelikte gerçekleşmişti bu olay. İki masum vatandaşımız araçları arıza yapınca emniyet şeridine çekmiş ve tamiriyle uğraşmaya başlamışlar. Tedbir amaçlı yapmaları gereken önlemi unutmamışlar, reflektörlerini de yola yerleştirmişler. Fakat yazık ki arkalarından gelmekte olan sürücü, Halis Özerk hocanın tabiriyle trafik geri zekâlısı, emniyet şeridinde hızla ilerlemekte iken masum vatandaşlarımıza çarparak hayatlarını kaybetmelerine neden olmuş.
Burada bahsettiğimiz geç kalınmışlık hissi olaydaki sürücünün emniyet şeridindeki yayaları görünce yaşadığı geç kalınmışlık değildir. Lütfen yanlış anlaşılmasın! Benim hissettiğim geç kalınmışlık şu gazete başlığında gizli “Emniyet şeridi artık emniyetli değil”. Emniyet Arapça’da “emin olmak”, “güvende hissetmek” anlamlarına geliyor. Türkçe’de çok sayıda kullanımı mevcut. Mesela emniyeti kapalı olan bir silahın ateş almayacağına emin olduğumuz için ona silahın emniyeti demişiz. Mesela bizlerin güvenliğini sağlamakla görevli teşkilatımıza “Emniyet Teşkilatı” adını vermişiz. Eğer bir yerde adına emniyet denilen bu mekanizmalar devre dışı kalmışsa o yerde anarşi olur. Herkes kendine göre kurallar koymaya başlar. Eğer emniyet şeridi artık sürücülere güven vermiyorsa, burada artık idarecilerin acilen devreye girmesi gerekiyor. Biz bu uyarıyı “köprüden önceki son çıkış” nevinden yapıyoruz. Bir an önce tedbir alınmazsa vatandaşımızın “emniyet”e olan inancı temelden sarsılacaktır. O saatten sonra kaç tane “gülen ünlü” afişi yaptırırsanız yaptırın emniyetin imajını, devletin imajını toparlayamazsınız.
Türkiye’nin kentlerinde bu tarz olaylar çok fazla yaşanmaya başlandı. Her konuda batıyı taklit etmeye meyilli devlet ricalimiz bu konuda da sürekli olarak batı’dan kurallar devşiriyor. Aralarına giremesek de kuralları bizi ihya eder deyip duruyoruz. Oysa gerçek bu değil! Türkiye’deki problemler çoğunlukla kurallardan kaynaklanmıyor. Kuralları hâkim kılan denetim, gerçek anlamda yapılmıyor. İstanbul yollarında seyrederken hafiften emniyet şeridine burnunuzu soktuğunuzda arkadan duyacağınız acayip klakson seslerinin azımsanmayacak miktardaki bir kısmı, maalesef, üst düzey emniyet amirlerine ait. İçerisinde zerre kadar Allah korkusu olan emniyet amirleri lütfen sesimize kulak versinler. Önce kendileri emniyet şeridinden arabalarını çeksinler sonra da diğer azgın sürücülerin araçlarını emniyet şeridinden çektirmeye başlasınlar. Çünkü Hz. Muhammed (A.S.) bir hadisinde diyor ki:
“İnsanları idare etmeyi üzerine alan bir kimse kendini ve ailesini düşündüğü gibi yönettiği kimseleri düşünmedikçe kıyamet gününde cennetin kokusunu bile alamaz.”(Buharî, Ahkâm 8)
Tabii korkutucu olan bu hadisle beraber müjdeleyici bir hadisi de aktaralım ki denge yerini bulsun:
“Bir gün adaletle yönetmek, altmış yıl (nafile) ibadetten hayırlıdır.”(Müttakî, Kenzü`l-Ummal, 6/12)
Her Cuma günü hutbeden okunan Nahl Suresi 90. Ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Dinleyip tutasınız diye size böyle öğüt verir.”
(*) Haber için bkz.
http://www.hurriyet.com.tr/ankara/17914097.asp?gid=140
(**) TEKDER Trafik Kültürümüz Paneli için bkz.
31.05.2011
Bu Yazı 5397 Kez Okunmuş