İlk yarıda 45,8 milyar cari açık verdik
Bilgisayar oyunları sağlığı tehdit ediyor!
Üçüncü köprüye karşı mıyız? Evet karşıyız!
İhtiyaç olmadığından mı? Hayır…
Yani hem ihtiyaç var hem de köprü yapılmasın mı diyorsunuz?
Evet...
TEKNIK GUNDEM ANALİZ
Üçüncü Köprü ihtiyaçtır ama çözüm değildir…
Bakmayın böyle karmaşık başlık attığımıza bu konuda fikirlerimiz gayet net ve açık. Başlığı böyle seçmemizin sebebi ise 3.Köprü Yerine Yaşam Platformu adı altında toplanan ve çeşitli mühendis odalarının da destek verdiği platformun bildirisinde şöyle bir ifade geçiyor “üçüncü köprü İstanbul için bir ihtiyaç değildir”
Bu ilginç yaklaşımdan yola çıkarak başlığı böyle olmasında karar kıldık.
Kentlerin sorunlarına çözüm üretmesi gereken mühendislerin bir araya geldiği bir ortamda çağdaş düşünce adı altında bilimden uzak yaklaşımların sergilenmesi şaşırtıcı ve üzücüdür. Tek adam kararlarının yanlışlığına karşı toplu defans savunması (sosyalist bakış) yanlışlığına düşülmesi bilimsellikten ne kadar uzak olunduğunu göstermektedir.
Üçüncü köprü İstanbul ulaşım sorununu çözümü için ortaya atılmış ve mevcut Başbakan’ında zamanında karşı çıkmış olduğu kötü bir çözümdür. Neden böyle düşündüğümüzü aşağıda izah edeceğiz.
Öncelikle şunu belirtelim ki; Sayın Ulaştırma Bakanının büyük bir özgüvenle 3. Köprü çevresinde yapılaşmaya müsaade etmeyeceklerini söylemesi bizi yeterince rahatlatmıyor. Kendisinin samimiyetine inanmakla birlikte 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde verilen sözler ve yapılan icraatlar kanaatimizin aksi yönde olmasına yol açıyor. Ayrıca değişen hükümetler farklı icraatlar ve kararların alınmasına yol açabiliyor. Zira bugün 3. Köprünün ihtiyaç olduğuna hükmeden “iyi niyet” lerin olduğu gibi yarın İstanbul nüfusunun yeni yerleşim alanlarına ihtiyaç olduğuna karar verecek “iyi niyet” lerin ortaya çıkması olasılığı oldukça yüksektir. Bu nedenle İstanbul trafiği için sunulan bu çözüm ileride yeni yerleşimler ve yeni trafik yaratacağı için en iyimser tahminlere göre bile İstanbul trafiği için çözüm olamayacaktır. Bu nedenle köprü için harcanacak milyar dolarlar hiçe gitmiş ve sadece İstanbul’un biraz daha büyümesinden ve keşmekeşin biraz daha artmasından başka bir işe yaramayacaktır.
Bahsettiğimiz bildiride geçen “ihtiyaç değildir” ifadesi ise toptan retçi bir yaklaşımın ürünüdür. İstanbul’un ihtiyacı saymakla bitecek gibi değildir.
Biz yine köprü konusunda kalalım…
Üçüncü köprüye karşı mıyız? Evet karşıyız!
İhtiyaç olmadığından mı? Hayır…
Yani hem ihtiyaç var hem de köprü yapılmasın mı diyorsunuz?
Evet. Aynen onu söylüyoruz. Üçüncü köprü bir arzdır. Çılgınca büyüyen talebe karşı sunulan bir arzdır. Eğer bu talebin önüne set olamaz yahut talebi başka türlü arzlar ile karşılama yoluna gitmezseniz köprü ihtiyacı kaça kadar sayabildiğinize göre değişir. Bu açıdan bakarsanız “evet ihtiyaçtır” denilecektir 8.Köprü tartışmaları yapılırken.
…
Peki. Yeni köprü neler getirecektir?
Kısaca özetleyelim…
Önce bir tereddüt olacak üçüncü köprü konusunda, kimileri uzak bulacak, kimilerinin güzergâhına uymayacak…
Sonra alışılacak…
İkinci köprüyü uzak bulan birinci köprücüler dahil, yavaş yavaş kuzeye kayacaklar…
Tam üç köprüde de dengeyi kurduk derken…
Bilinçli ya da bilinçsiz “carsharing” (*) yapanlar artık bunu terk edecekler...
Toplu taşımacılar artık arabası ile rahat rahat karşıya geçmenin keyfini sürecekler…
Sonra…
Sonra sıkışıklık yavaş yavaş kendini gösterecek
Trafik Kontrol Merkezi sürücüleri üçüncü köprüyü kullanmalarını tavsiye edecek…
Sonra…
Dördüncü köprü tartışmaları başlayacak…
Yapılsın mı yapılmasın mı?
Sonra Güzergâh tartışmaları…
Bu hikâyeyi daha önce görenler aynı noktadan yeni bir iterasyona başlayarak okumaya devam edecekler…
Giden milyar dolarlar olacak, tahrip edilen ormanlar…
Yerine gelen çarpık kentleşme.
Velhasıl, olan İstanbul’a olacak…
…
Çözüm soranlarda olacaktır. Sıkışıklıktan dolayı milyonlarca litre fazladan harcanan yakıtın hesabını soranlarda…
Fazla yakıtın mali zararlarında da çevresel zararında da hemfikiriz…
Aradaki fark sadece çözümde…
Biz 3. Köprü’nün trafiği rahatlatacak yöntemlerden birisi olduğunu kabul ediyor ancak bunun hem sürdürülebilirlik açısından hem de mali açıdan iyi bir çözüm olamayacağını söylüyoruz. Sebeplerini de yukarıda izah ettik. İstanbul içim yapılacak çözümler günü kurtarma değil, mutlaka ve mutlaka sürdürülebilir çözümler olmalıdır.
Bu çözümleri özet olarak üç başlıkta toplamamız mümkün birinci kısımda nispeten uzun vadeli ve merkezi hükümeti ilgilendiren çözümlerdir. Bunların başında da İstanbul’un tek kutuplu Türkiye’nin tek merkezi olmaktan çıkarılması ve genel olarak göçün önlenmesidir. Bunun bir zamanlar dile getirildiği gibi vize uygulaması gibi yöntemler ile olması imkansızdır. Amerika’ya Avrupa’ya olmadık yollarla ‘kapağı atan’ insanların İstanbul için vize kuyruğuna girmesi düşünülemez. Bu ancak genel olarak ‘göç’ün azaltılması ile mümkün olur. Bugün Türkiye hesabını yapamadığı bir göç zararı ile karşı karşıyadır. Köyler, ilçelere; ilçeler, illere; iller büyükşehirlere akın etmekte ve bu akınlardan en büyük zararı İstanbul görmektedir. Ancak tüm bunlara rağmen merkezi hükümetler ekonomik ve sosyal cazibesini artırıcı yatırımları ısrarla İstanbul’a akıtmaya devam etmektedirler (olimpiyatlar, kültür başkenti v.s).Kısaca göç başlı başına bir Türkiye sorunudur ve mutlaka acil önlemler alınması gerekir. Ama bizim konumuz İstanbul.
Kısa ve orta vadede ise Tüm Avrupa’da olduğu gibi toplu taşıma ağırlı bir sistem kurmak ve özel otomobil kullanımını caydırıcı önlemler almak gerekiyor. Bu yalnızca İstanbul için değil, hızla büyüyen tüm büyükşehirlerimiz için vazgeçilmez bir icraattır. Bunun için bir çok koldan İstanbul’a metro yatırımları yapıldığını görüyor ve alkışlıyoruz. Ancak bir yandan toplu taşıma yatırımı yapılırken tüm dünyanın finansal kriz içinde olduğu ve belediyenin varlıklarını satma durumuna geldiği bir dönemde kısır döngü yatırımlara bütçe ayırmasını da anlayamıyoruz. Yine kısa vadede her ne kadar vatandaş olarak ilk başlarda memnuniyetle karşılayacak olmasak da park ücretlerinin yeniden düzenlenmesi ve bölgeselleştirilmesi gerekmektedir. Bu başlıklar bu sayfalara sığamayacak kadar artırılabilir ve tartışılabilir ancak tartışmalarda göz önünde bulundurulması gereken en önemli husus yapılan yatırmın sürdürülebilir olmasıdır. ‘Beşinci Element-Fifth Element’ filminde olduğu gibi bir İstanbul hayal etmiyorsak yaşanabilir bir İstanbul’un yolu toplu taşımadan geçmektedir.
Kısaca biz diyoruz ki; yeni talep yaratmayacak, mevcut talebi bastıracak her türlü çözüm “çözüm matrisi”nde yerini almalı ve tartışılmalıdır. Ancak yeni talep yaratacak, bastırılmış talepleri ortaya çıkaracak ve bir kısır döngüye yol açacak projeler çözüm değil günü kurtarma projeleri olarak tarihe geçecektir…
(*) carsharing: özel otomobil paylaşımı, ortak kullanılması gibi farklı Avrupa ülkelerinde farklı şekillerde gelişmiş ancak temel çıkış noktası aynı yöne giden (iş arkadaşlarının) tek bir araç kullanmasıdır.Sonraları aynı kavram bu konuda ortaya çıkan firmalar ile ticari alanda daha çok kullanılmaya başlanmıştır.Ancak düşünce temeli aynıdır.